Cumartesi, Eylül 12, 2009 - ETİMEK SALATASI |

Çookk uzun zaman oldu bloğuma uğramayalı..Herkesi ve size yazmayı çok özledim.Umarım güzel bir yaz geçirmişsinizdir.Bundan sonra zaman buldukça hayattan tatlarla yeniden aranızda olmak istiyorum.Bu arada birçok değişiklik oldu hayatımda.Oğlum artık ilkokul 1. sınıf öğrencisi.Bu çok gurur verici..Göz açıp kapayıncaya kadar büyümüş benim tontişim..Gelemediğim uzun zaman süresince bi çok şey oldu.Bunları zamanla paylaşıcam sizinle..Şimdi size çok sevdiğim,yapımı çok kolay ve bir o kadar da lezzetli etimek salatasının tarifini vermek istiyorum.. Aslında malzemeleri zevkinize göre seçebilirsiniz.Kendi damak zevkinize göre yeni tatlar oluşturabilirsiniz.Ben size kendi yaptığım salatayı anlatayım.. MALZEMELER: •2 pakat etimek •1.5 kase yoğurt •1/2 kase mayonez •1 ortaboy havuç •1/2 demet maydonoz •1 kase haşlanmış bezelye(ya da konserve) •7-8 adet kornişon turşu •1 adet haşlanmış patates •1-2 diş sarımsak Siz bu malzemeye haşlanmış tavuk yada başka sebzeler ekleyebilirsiniz.. YAPILIŞI: Önce borcamınızı ıslatın.Borcamın altına bir sıra etimek döşeyin..Bu arada mayonez ve yoğurdu karıştırın.Sarımsağı az tuzla ezip onuda bu karışıma ekleyin.karışımın 3/1 lik kısmını etimeklerin heryerine gelecek şekilde yayın..Bu katın üzerine ince oğradığınız turşu ve patatesin,bezelyenin yarısını koyun..Üzerine bir kat daha etimek tekrar yoğurtlu karışımdan sürün..Bu katın üzerine de turşu,patates ve bezelye ekleyin.Üerini etimekle kapatıp,kalan yoğurtu karışımın tamamını en üste dökün..üzerini rendelenmiş havuç bezelye ve maydonoz ile süsleyin.İsterseniz üst kısmına haşlanmış yumurta sarısı da ekleyebilirsiniz.Gerçekten hoş bir lezzet oluyor.Hem hafif hem doyurucu.. AFİYET OLSUN Not:En az 3 saat buzdolabında bekletmelisiniz..
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Mayıs 11, 2008 - ANNELER GÜNÜ ve ÇATLAK KURABİYE |
Merhaba arkadaşlar.Öncelikle tüm annelerin,(kendi annem ve kayınvalidem başta olmak üzere) anneler gününü kutluyorum.Allah'tan herkese dünyanın en güzel duygusu olan anneliği tattırmasını diliyorum.

Çok uzun zaman geçti yine.Özledim blogumu ve herkesi.İnsan bazen kopuyor herşeyden.Bişeyler başka şeylerin yerini doldurmaya başladığında,hayatınıza sonradan giren şeyler önceklileri geride bırakıyor biraz.Havaların güzelleşmeside cabası.İçeri girmek istemiyor insan böyle havalarda.Blogcunun eksikleride çok uzaklaştırdı beni blogdan.Biliyorsunuz bloğum hacklenmişti.Uzun süre birşey ekleyemedim.
Sularda kesikti..
Bahene bulmak çok kolay değilmi
Tamam itiraf ediyorum.Tembelim ben.Hemde bu aralar çok tembelleştim.E yaş da geçti galiba.
36 yaşına girdim.Gerçi kendimi hiç 36 yaşında hissetmiyorum ama yinede 36 çok büyük geliyor.Daha alışamadım bu yaşa.Ben kendimi 20 hadi taş çatlasa 25 hissediyorum vallahi.Hala oğlumla koltuklarda zıplayabiliyorum.Bağıra çağıra şarkı söyleyebiliyoruz beraber.
'Ellerim tombik tombik,kirlenince ne komik'...
Sabah okula giderken mutlaka asansörde son ses şarkı söylüyoruz.Servisi beklerken bahçede oynuyoruz.Sallanıyoruz.Kaydıraktan kaymaya utanıyorum ama bahçede tahteravalliye bile bindim.Yaşlanmamışım değilmi arkadaşlar.Yoksa komikmi olur sizce bu yaşta salıncakta oğlumla yarış yapmam.Hangimiz en hızlı sallanıcaz diye.
Neyse size bu çatlak annenin yaptığı çatlak kurabiyelerin tarifini vereyim.Çok kolay çok lezzetli ve malzemesi az.

Tarifi şöyle:
MALZEMELER:

YAPILIŞI:
Önce yumurta ve margarini pudra şekeriyle krema kıvamına gelene kadar yoğurun.Un nişasta ve kabartma tozunu da ekleyip yumuşak bir hamur oluşturun.ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın.Yğlanmış veya yağlı kağıt serilmiş fırın kabına dizin.Önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında biraz sertleşene kadar(yaklaşık 15 dakika)pişirin.Üzerinin daha fazla çatlaması için fırının üst rafına koyun.Rengi beyaz kalmalı.
AFİYET OLSUN
|
| • 54 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Mart 21, 2008 - ŞERBETSİZ UN HELVASI VE NEVRUZ BAYRAMI |
Nevruz, Yenigün (yıl bayramı) olarak da adlandırılır. Güneş yılının başlangıcı olarak kabul edilir. Tabiatın yeniden canlanmasını ve dirilişini ifade eder. 21 Mart bayramın ilk günüdür. Özelliği geceyle gündüzün eşit olduğu, güneşin iki yarım küreye de eşit ışık ve ısı verdiği gün olması. 21 Mart aynı zamanda yeni yılın ilk günü olarak kutlanmaktadır.
Nevruzun hepinize yenilikler ve güzellikler getirmesini diliyorum.

Bu arada kandilde yaptığım helvanın tarifini vermek istiyorum.Gerçekten nefis bir lezzet.Herkesin bu lezzeti tatması gerek diye düşünüyorum.Kalorisi biraz fazla ama zaten fazla yenilmiyor.Vereceğim ölçülerle küçük bir borcamı dolduracak kadar helva çıkıyor.Özel günlerde ve beş çaylarında ideal,tadı hafif ama kalorisi ağır bir tatlı.Yapılışı da çok kolay.Habersiz gelen misafirlere acilen yapılabilir.Fazla zaman almıyor.

Tarifi şöyle:
MALZEMELER:
Helva için:
üzeri için:
YAPILIŞI:
Unu geniş bir tencereye alıp hiç birşey eklemeden kokusu çıkana kadar kavurun.Ben tam 15 dakika kavurdum.Rengi değişmesin diye kısık ateş olması gerekiyor.Un kavrulduktan sonra ocaktan alın ve biraz ılınınca pudra şekerini ilave edin.Vanilyayıda ekleyip sürekli karıştırın.Un vanilya ve pudra şekeri pürüzsüz bir hale gelmeli.Bu sırada tereyağını eritip sıcakken bu karışıma ekleyin ve tahta kaşıkla homojen bir karışım olana kadar yedirin.Karışım soğumadan hafif yağlanmış borcama dökün.Kumumsu bir karışım olmalı.Bu karışımı çelik kaşıkla iyice sıkıştırın.Üzerini iyice düzeltin.En üste çikolata ve tereyağını benmari usulü eritip rastgele dökün.Soğuduktan sonra yarım saat buzdolabında bekletip dilimleyerek servis yapın.
AFİYET OLSUN
NOT:Bu tarifi bir blogcu arkadaşımda okudum ama hatırlayamadım bloğu.Tekrar rastladığımda adını yazıcam.Eğer tarifini okursa beni uyarsın lütfen.Herkese sevgiler

|
| • 30 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Çarşamba, Mart 19, 2008 - BEŞ'İ BİR YERDE ZAYIFLAMA ÇAYI |
Bende kilosu birz fazla olan blogculardanım.Gördüğümüz tarifleri yapıp yiye yiye enine büyüyoruz.hazır bir diyet etkinliği varken bu çayı etkinlik için yayınlamak istedim.Etkinliğin evsahibi http://tadinadoyamadim.blogspot.com/ arkadaşım.
Bu gidişe artık dur diyelim hep beraber.Bir kısmınız benimle aynı durumdasınız biliyorum.Ben bu çayı denemeye başladım.Tok tuttuğu doğru.Daha az yemeyi sağlıyor.E toksinleri atıcı,yağları yakıcı,selülütleri de giderici faydaları varmış.Daha ne isteyelim ki.Bence hepimiz içelim bu çaydan.
Maddi olarak da öyle fazla birşey değil.Ben oğlumun okul saatlerinden dolayı uzağa gidemedim.Biraz pahalı bir baharatçıdan aldım.Yine de 1 aylık çay 20 ytl'ye mal oldu.
Yani hemen herkesin alıp kullanabileceği bir çay.Zaten baharatçılar biliyor ölçüleri.Size tarif de ediyorlar nasıl yapılıp ne zaman ve ne kadar içileceğini.Ben yine de yazmak istiyorum.Belki çoğunuz biliyorsunuzdur.Ama bilmeyenler vardır diye düşünüyorum
Hergün televizyonda gördüğümüz diyetisyenlerin yorumlarını ve bitkilerin faydalarına bakalım önce.
ENDER SARAÇ: Doğal yollardan kilo vermek, insan sağlığı için büyük önem taşıyor. Bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermek mümkün. Ancak günde iki ya da üç bardaktan fazla içilmemeli.
TAYLAN KÜMELİ: Son zamanlarda zayıflamak isteyenler bitki çaylarına baş vuruyor. Kış aylarında vücutta biriken toksinler kolayca atılabiliyor. Ancak bu karışımları içerken dikkat edilmeli, aşırıya kaçmamak lazım.
SELAHATTİN DÖNMEZ: Her şifalı ot, zayıflamaya yardımcı olur mu? Sıkı bir gıda diyetinin yanında günlük iki ya da üç bardak taze demlenmeş bitki çayları da kullanılırsa kilo vermeye yardımcı olur.
Hangi bitki, ne işe yarıyor?
Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.
Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.
Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.
Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.


MALZEMELER
YAPILIŞI
1 litre kaynamış suya bu karışımı ilave edip kaynatmadan demlenmeye bırakın.Yemeklerden yarım saat önce bir bardak için.Sıcak veya soğuk olması farketmiyor.Biraz limonla tatlandırabilirsiniz.Bu çaydan 4 bardaktan fazla içilmesi tavsiye edilmiyor.Ayrıca emziren annelerinde içmemesi gerekiyor.
AFİYET OLSUN
NOT:Bu çayla üç ayda 15 kilo veriliyormuş.Ben diyetisyenlerin yalancısıyım:)
|
| • 17 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Mart 9, 2008 - TAHİNLİ KURABİYE |
Arkadaşlar aşure tarifimde hayata dair sitemlerim vardı ve sizinle paylaşmıştım bunları.Beni yorumlarınızla desteklediğiniz ve yalnız olmadığımı hisettirdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.Hiç birinizi fiziksel olarak tanımıyorum ama inanın ki hayatımı paylaşacak kadar yakın hissediyorum.Sanki yakın komşularımmış gibi halimi sorup destek veriyorsunuz.Bu internet hayatıma o kadar yeni kapı açtı okadar güzel insanı hayatıma soktu ki inanamıyorum.Hepinizin candan sözleri dilekleri mutluluk verdi. Çok teşekkürler.Ben kendimi iyi hissettiğimde hepinizi ziyarete gelicem.Burda kocaman bir aile olmuşuz da haberim yokmuş benim.Hepinize tekar sonsuz teşekkürler.

Geçen gün çok sevdiğim bir arkadaşım ziyaretime geldi.Bunlar ona yaptığım kurabiyeler.Daha önce birkaç siteden tahinli kurabiye tarifi okumuştum ama ben biraz kolaylaştırdım kendime göre.Biraz değişiklik yaptım.Sonuç mu harika ötesi bişey oldu.
Hani hepimiz isterizya kurabiye ağza alınınca dağılsın,ağızda hoş bir tat bıraksın işte bu kurabiye de öyle oldu.Hayatım boyunca yaptıklarımdan en beğendiğim kurabiye bu oldu.Yalnızca ben değil ikram ettiğim herkes çok beğendi ve tarifini istediler.
Çok kolay ve malzemesi çok az.Herkesin mutfağında bulunan malzemeler kullanıldı.
tarifi şöyle:
MALZEMELER
-
1 paket(250 gr) tereyağı(oda sıcaklığında)
-
1 su bardağı pudra şekeri
-
1 su bardağı tahin
-
1 paket vanilya
-
1 çay kaşığı kabartma tozu
-
aldığı kadar un
YAPILIŞI
Önce tahin,pudra şekeri ve tereyağını(margarin de kullanabilirsiniz) iyice karıştırın.Biraz unla beraber vanilya ve pudra şekerini de ekleyin.Unu azar azar ilave ederek yoğurun.Fazla sert olmayan bir kurabiye hamuru olacak.Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın ve fırın tepsinize dizin.Önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında 20 dakika pişirin.Fırında soğutun.içini iyice çeksin.İsterseniz pudra sekeri serpin.
AFİYET OLSUN
NOT:Hamur biraz zor toparlanıyor.Yanlış yaptığınız korkusuna kapılmayın.Sonuç harika oluyor
|
| • 16 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Mart 7, 2008 - 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ |

Bilindiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, 8 Mart 1857'de Chicago'da yanarak ölen kadın tekstil işçilerinin anısına Clara Zetkin'in önerisi ile Dünya Emekçi Kadınlarına armağan edilmiş bir gündür. Daha insanca iş ve yaşam koşulları için hayatlarını kaybeden bu kadınlar, kadınların eşit ve özgür bir dünya taleplerini canlı tutmalarının temel dayanaklarından olmuştur. 8 Mart, oy hakkı, sendikalaşma ve eşit işe eşit ücret gibi taleplerle yola çıkan kadınların mücadelesinin bir ürünüdür.
8 Mart, Türkiye'de ilk kez 8 Mart 1921'de "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmış; 1975'de İlerici Kadınlar Derneği'nin çabalarıyla sokaklara taşınmıştır. 1977'de Birleşik Milletler'in 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlamaya karar vermesinden sonra; Türkiye'de de 1980'lerden başlayarak, özellikle 1990'lardan bu yana 8 Mart farklı kadın örgütleri tarafından çok daha yaygın olarak kutlanmaktadır.
Yani aslında bir kutlamadan çok anma günü ''dünya emekçi kadınlar günü.''
Ama bizim toplumda sadece özel zamanlarda hatırlanır kadınlar.Anneler günü,sevgililer günü,doğumgünü.......
Bunun dışında kadının emeğinin kimse farkında değil malesef.
Toplumumuzda kadının yerinin ne kadar büyük ve önemli olduğunun çok az kişi farkında.Hayatın her bölümünde kadın eli var.Kadının eli değmediğinde hiç birşey tam değil.Fakat kadın hep arka planda.Yaptıkları hep yok sayılıyor.Bu kadar olsa neyse.
Kadın köyde;davarda,tezekte,bulgur yapar,süt sağar,çocuk doğurur,bakar büyütür.
Şehirde,anne,çalışır,ev hanımıdır,....
Ama gel gelelim yine kadın;
Dövülür,tacize uğrar,tecavüz edilir,töre kurbanı olur,aldatılır,alınır-satılır
Yani kadın birey değildir.Hep birinin malıdır.Evlenmeden önce babasının,evlenince kocasının,anne olduğunda çocuğunun malıdır.
Hep birileri için birşeyler yapmak zorundadır.
Ama kadın eksik etektir.Kendi başına karar veremez kadın.Herkesten onay almak zorundadır.
Herkes için bu durum aynı değil tabii.Ama malesef toplumun büyük kesiminde kadın aynı durumda.
Bundan daha modern bir toplum olabilmenin ve kadınında ikinci sınıf değil erkekle gerçekten eşit tutulduğu bir ülkede yaşamak dileğiyle hepinizin Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
Herkese sevgiler
Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır. Nazım HİKMET |
| • 8 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Mart 2, 2008 - AŞURE |
Biliyorum tarifim çok gecikti.Ama herşeyden soğuduğum gibi blogdan da soğudum artık.Oğluma karşı sorumluluklarım olmasa herşeyi yıkmak var gönlümde.Bırakıp herşeyi beni kimsenin tanımadığı uzak yerlere gitmek var.Hayat o kadar zorlaştıki benim için artık gücüm yok hiçbirşeyi taşımaya.
Sabah uyanır uyanmaz sorunlarla boğuşmaya başlıyorum.Şunu ne yapsam,bunu ne yapsam,kime ne desem.Hiç bir çözüm yok.Yok yok.Sınır falan kalmadı.Herşey dağıldı parçalandı.Hayatımın hiç bir döneminde kendimi böyle çıkmazda hissetmedim.
Hani herkesin bir dayanma gücü vardır ya ben o gücü kaybettim.Birçok şeyle bir anda başetmeye çalışınca yorgun düştü beynim.İflas etti vücudum.Düşünmesem diyorum.Zaten çözüm bulamıyorum düşünmesem.Ama öylemi başımı yastığa koyduğum an sanki kapıda bekler gibi bütün sorunlar bir bir üşüşüyor beynime.Düşüncelerim allak bullak.Çıkışsız yolların sonuna geldim.Geriye dönsem dönecek gücüm yok.Dönmesem zaten yapacak birşey yok.Biraz uyuyabilsem sabah kalkar kalkmaz sorunlar yine beynimde.Rahat yok hiç.Sanki çözüm bulabilecekmişim gibi.
Tahammülüm kalmadı artık hiç birşeye.İsteğim yok en sevdiğim şeyleri yapmaya.Gücüm yok konuşmaya dertleşmeye.Takatim kalmadı hiç birşeye.Yaşamayı özledim.İnsan gibi yaşamayı.Kendim için kararlar alıp onları uygulamayı özledim.Sevmeyi özledim,sevilmeyi.Dokunulmayı özledim,el ele tutuşmayı.Dertleşmeyi özledim birileriyle,aman kimse duymasın diye düşünmeden.Gülmeyi özledim,kahkahaları.Hergün değil ara ara ağlamayı özledim.Ağlamanında kıymetini bilmek için.Yani hayatı özledim anlayacağınız.
Çok uzattım arkadaşlar.O kadar doluyumki.
Bu aşure bir ay önce yaptığım aşure tarifi ancak yazabiliyorum.

MALZEMELER:
YAPILIŞI:
Aşurelik buğdayı bir gece önceden bir taşım kaynatın.Hala suluyken altını kapatın.Nohut ve fasulyeyi ertesi gün haşlamak için akşamdan ıslatın.Bütün malzemeyi ayıklayıp yıkayın.Aşure yapmaya başlayacağınız zaman haşladığınız nohut ve fasulyeyi ekleyin.Suyu azsa kaynar suyla takviye yapın.İyice özleşince kuru üzüm,badem ve kayısıyı ekleyin.Söndürmeye yakın şekerini ekleyinŞekeri ayarladıktan sonra sütü ekleyip kapatın.Ben süte 1 yemek kaşığı nişasta ekledim.Hem rengi güzel oldu hemde kıvamı.Ben geri kalan malzemeleri piştikten sonra ekliyorum.Hem rengi kararmıyor hemde daha lezzetli oluyor.kalan tüm malzemeyi aşureye katıp servis kaselerine alın.Biraz tarçın serpin.Üzerini istediğiniz gibi süsleyin.
AFİYET OLSUN
|
| • 16 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Salı, Şubat 19, 2008 - ETKİNLİK-MISIRLI MEKSİKA FASULYESİ SALATASI VE YUFKALI BÖREK |
Herkese merhaba!
İstanbula yağan kar çok mutlu etti beni.Resimlerini çekemedim.Ama karın keyfini bir güzel çıkardım.Oğlumla bahçede kartopu oynadık.Çocuk karı görmediki.Çok heycanlandı karı görünce.Karda yuvarlandık,yüzümüzün izini çıkardık.Karda yüzdük.Bu da oğlumun tabiri.Karlara yatıp kolları ve bacaklarıyla karı arkasına atat ata yüzdü oğlum karda.Hastalanacak diye çok korktum ama neyseki hastalanmadı.Hastalanacak diye herşeyden mamahrum etmek istemiyorum oğluşumu.Zaten apartman çocuğu.Bizim gibi bahçeli evlerde büyümediki herşeyin keyfini çıkarsın.
Biz neler yapardık bahçede.Şimdiki çocuklar tozda toprakda büyümüyor.
Anneler bilinçlimi diilmi bilmiyorum.Ama ben hasta olacak diye herşeyden korudum oğlumu.Yinede çok sık hasta oluyor.Artık daha serbest bırakmayı düşünüyorum.Çocukluğunu yaşayamıyor benim yüzümden.Kar bizi mutlu etti.Üşüsekde dönecek sımsıcak bir evimiz içecek bir tas çorbamız var şükürler olsunki.Allah bulamayan herkese bu nimetleri versin diyerek tarifimi yazmak istiyorum
Aslında bunlar çok önceden yaptığım fakat resimleri hoşuma gitmediği için yayınlamadığım tariflerim.Yeni tariflerim de sonra inşallah.Bu tarifi aynı zamanda www.dogada.blogspot.com arkadaşımın etkinliğine gönderiyorum.Daveti için teşekkürler ve etkinlikte kolaylıklar diliyorum.
MEKSİKA SALATASI
MALZEMELER:
1 kutu konserve meksika fasulyesi
1 kutu haşlanmış mısır
1 adet soğan
1/2 demet maydonoz
limon
tuz
sıvıyağ
kıvırcık
YAPILIŞI:
Soğanı ve maydonozu ince ince doğrayın.Fasulyeyi yıkayıp süzünBirbiriyle harmanlayın.İsterseniz mısırı da ekleyin.Ben mısırı süve kıvırcığı süslemek için kullandım.Sıvıyağ,ezilmiş sarımsak, tuz ve limonu ekleyin.İstediğiniz şekilde servis yapın.

YUFKALI BÖREK
MALZEMELER:
3 adet yufka
1 bardak süt
1 yumurta
1/4 çay bardağı sıvıyağ
içi için:
peynir
maydonoz
çörekotu
YAPILIŞI:
Süt yumurta ve sıvıyağı birlikte çırpın.Dörde böldüğünüz yufkaları bu karışımla ıslatın.Peynir maydonoz karışımını içine koyup kalın sigara böreği gibi sarın.Üzerine çörekotu serpip önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin.
AFİYET OLSUN

|
| • 22 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Perşembe, Şubat 14, 2008 - SEVGİLİLER GÜNÜNÜN ÖYKÜSÜ |

Seven ve sevilen herkesin sevgililer gününü kutluyorum.
Netten alıntı bu bilgiler de sevgililer gününe ait rivayetlerden yalnızca biri.Severek okuyacağınızı düşünüyorum.
Aziz Valentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.
EVLİLİĞİ YASAKLADI Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.
Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.
GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.
Bir gün sorar; - "Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?" Aziz gülümser; - "Evet, herbirini." Julia; - "Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.", Valentinus; - "Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım." Julia, yere diz çöker ve; - "Böylesine inanmak istiyorum, yardım et." Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır; - "Valentinus, görüyorum, görüyorum."
14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, Aziz Julia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesi vardır.)
Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır. GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ İşin aslına bakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adına yapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinsel ilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o gün tanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine, azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.
Biz yine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalinin özgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi. Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayı döneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Hıristiyanlığın güçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerine Hıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı. Aziz Valentine Hıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ile kişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüş olması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenme kutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesi bütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.
Günümüzdeki yorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibi sevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğu gibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır. Aslında kökende yine birleşme, bütünleşme ve çoğalma güdüsü yani bereketlilik vardır. Aynı zamanda da, Tanrısal aşkla, dünyasal aşkın birleştiği yer, Julia'nın öyküsünde olduğu gibi birleştirilir.
HERKESE SEVGİ DOLU GÜNLER |
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazar, Şubat 10, 2008 - FELLAH KÖFTESİ |
Perşembe günü aşure yaptım ve aile büyüklerini aşure yemeye davet ettim.Aşureden önce çay sofrası hazırladım.Bu sofradakilerden biride fellah köftesiydi.Bu fellah köftesini ilk yapışım.Fakat doğru yapmışım çok mutlu oldum.Herkes tarafından beğenildi.Daha önce bir arkadaşımda yemiştim.Öylesine ölçüsüz bir tarif verdi.Ben kafama göre yaptım ölçüleri tam tuttu.Bundan sonra sürekli yapacağımı düşünüyorum.Hem sağlıklı,hem masrafsız hemde lezzetli.Bence sizde deneyin

Tarifi şöyle:
MALZEMELER:
sosu için:
-
2 adet kuru soğan
-
1 baş sarımsak
-
2 kaşık biber salçası
-
1 demet maydonoz
-
sıvıyağ
haşlamak için:
YAPILIŞI:
İnce bulguru derin bir kaba koyup üzerine sıcak suyu ekleyin.Bulgur şişince içine un irmik ve yumurtayı ekleyin.İyice özleşene kadar yoğurun.1 kaşık salça ekleyip yoğurmaya devam edin.Artık dağılmayacağını düşündüğünüzde şekil verin.Misket büyüklüğünde yuvarlaklar yapıp ortasına parmağınızla bastırın.Böylece bu çukurlar sayesinde daha fazla sos alacak.Kaynayan tuzlu suya atıp haşlayın ve pişince kevgir yardımıyla sudan çıkarın.Sosunu hazırlamak için sıvıyağa soğanı rendeleyim.Sarımsağı ezip onuda soğanla beraber kavurun.Salça ekleyiop altını kapatın.Maydonozu ekleyin.Haşladığınız köfteleri bu sosa ekleyip iyice karıştırın.Servis yapmaya hazırdır.
AFİYET OLSUN
|
| • 16 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
MUTFAK HAKKINDA ARADIĞINIZ HERŞEY BURDA
Kategoriler
Arkadaşlarım
• zelis • AYŞEN YILDIZ • melissa2 • hayris • hobilerimveben • burcuboncuk • sumeyye2 • limonata • yumak • cicegim • ailem • deryadeniz • tarifbahcesi • nane • ozguluntarifleri • mutfakmelegi • susam • yildizcaa • beyzaca • sihirlimutfak • deryadanlezzetler • aintabsofrasi • sihirlibahce • ayseliden • cilekkokusu • mineninhobileri • mucevherkutusu • Muhterem Erdoğan • ilmekilmek • camurlueller • yesimmutfakta • evininhanimi • almulaca • hobilendik • esramutfakta61 • orguhazinem • beydabeyda • elisimumlar • asude42 • filizinmutfagi • ssewinch • hominigirtlak • disal • leziz • tarcinkokusu • 290405 • fusununmutfagi • lezzetlim • aygulhobi • bebisim2005 • baharatli • elle • yagmurkokusu • borulce • esen barkan(MERSİN) • yemekcenneti • illedeyemek • balpetek • benyaziyorum • zeytinpeynir • bebeksagligi • nurom • asevi • canbahar • vacations • argira • sifalibitkilerimiz • benimdunyam80 • anaokulum • orgumodellerimiz • qurabiye • asude24 • meyvelerinfaydasi • ogretmen68 • atasofrasi • funnyimages • sofradakiler • sponsorpara • turkeyvacations • francevacations • webcafe • yasar danis • blogevim • mutfakgunlugum • fleures • yeshimce
|