ZEYNEP'TEN TARİFLER

Pazar, Aralık 9, 2007 - KURU DOLMA VE CACIK

Kategori: SEBZE YEMEKLERI

 

Hayatımı Yeniden Yaşabilseydim Eğer;

 

Hastayken yatağa girer, dinlenirdim. Ben olmadığım zaman herşey kötüye gidecek gibi düşünmezdim.

 

Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz, yakardım..

 

Daha az konuşur ama daha çok dinlerdim.. 

 

Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

 

Oturma odasında TV seyrederken patlamış mısır yer ve şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda, leke olacak diye daha az korkardım..

 

Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım..

 

Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım.

 

Saçım bozulmasın diye arabanın camının açılmasını önlemezdim..

 

Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum.

 

TV seyrederken daha az,  hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.

 

Ömür boyu garantili, pratik vs denilen hiçbir şeyi satın almazdım.

 

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu farkederdim. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

 

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini, yüzünü yıka" demezdim. Onlara daha çok "Seni seviyorum" ve ondan da çok "Özür Dilerim" derdim.

  

Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu. Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme.. Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..

 

Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı ile ilgilenmezdim.. 

 

Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..

 

Unutmayın, sahip olduğumuz ruhsal, fiziksel ve duygusal herşey için allaha şükredin..

 

Tek bir hayatımız var ve birgün sona eriyor. Umarım hergününüzü değerlendirirsiniz

 

Bu yazı netten alıntı.Emma Bombeck Avusturalyada kanserden öldü.Bu yazıyı kanser olduğunu öğrendiğinde yazmış.

 

Gelelim yemeğimize.Kuru dolma çok sevdiğim yemeklerden biridir.Yanına cacık da çok yakışıyor.Elimden geldiğince tarif etmeye çalışıcam.Çünkü genelde göz kararı hazırlıyorum içini.Yaklaşık ölçü vericem

 

 

 

Tarifi şöyle:

MALZEMELER:

 

  • 30 adet karışık kurutulmuş dolmalık(ben kabak ve patlıcan yaptım)
  • 250 gram dana kuzu karışık kıyma
  • 2 orta boy soğan
  • 1/2 demet maydonoz
  • 4-5 diş sarımsak
  • 1 su bardağından az sıvıyağ
  • 1,5 kaşık salça(domates biber karışık olabilir)
  • 1,5 kase pirinç
  • pul biber
  • karabiber
  • nane tuz

YAPILIŞI:

Kuru dolmalıkları kaynayan tuzlu suya atıp 1-2 dakika yumuşamasını bekleyin.İç malzemesini hazırlayıp dolmalıkların yarısından biraz fazla doldurun..Ağzını birleştirip tencereye dizin.Dizerken tek dikkat etmeniz gereken birleştirdiğiniz ağzın üstüne diğer dolmanın arkası gelsin.Çünkü kuru dolmanın ağzına birşey kapatılmıyor.Üzerine kaynamış su ekleyip kısık ateşte pişirin.

                                                            AFİYET OLSUN

 

 

 

 

Cacığı herkes biliyor zaten.Ben su eklemeden salatalık yoğurt ve sarımsağı karıştırdım.Üzerine nane ekledim.Eşim susuz seviyor cacığı.Dileyen su ekleyebilir.

                                                                        AFİYET OLSUN

14 YorumYorum yaz!Bağlantı

Perşembe, August 2, 2007 - KAŞAR PEYNİRLİ PANE PATLICAN

Kategori: SEBZE YEMEKLERI

    Bu gün tadilatı yapılmakta olan dört gözle taşınmayı beklediğim eve gittim.Çok moralim bozuldu.O kadar kötü bir boya olamaz.2 ay oldu neredeyse tadilata başlayalı.Ama herşey ikinci kez yapıldığı için bir türlü bitiremiyorlar.Önce pimapenlerde problem oldu.Onları değiştirmek 1 haftayı aldı.Sonra fayanslarda sorun çıktı.Beğendiğimizde farklı renkte fayanslar geldi.Onların değişmesi de yaklaşık 2 hafta sürdü.bugünde boyaları gördüm.Sinirim yine bozuldu.Zımpara yapmadan boya sürmüşler.Çok kötü bir görüntüsü var.Boyacı geldi haklı olduğumuzu düzelteceğini söyledi.Ama yinede zaman kaybı bizim için.Mutfak dolabı ,banyo dolabı,kapılar...nasıl olacak kimbilir.Hayırlısıyla bitse de şu ev taşınsak artık.

    Zaten uzun zamandır birşey yapmak gelmiyor içimden bu da tuzu biberi oldu.Evi toplamaya bile başlayamadım.

     Bu sorunlar devam ederken yaşam da devam ediyor iyisiyle kötüsüyle.Allah sağlık versin deyip devam ediyoruz günlük işlerimize.E sağlıklı olmak içinde sağlıklı yemekler sebzeler yemek gerek değilmi

Bu patlıcan yemeği yine benim uydurduğum birşey ama o kadar lezzetli oldu ki anlatamam.Mutlaka deneyin bence.Klasik patlıcan yemeği çeşitlerinden sıkılanlar içinde ideal bir tarif.Yapılışı çok basit

 

 

Tarifi şöyle:

MALZEMELER:

  • 4 adet patlıcan
  • 1 yumurta
  • 1 bardak un
  • 1 bardak galeta unu
  • 250 gram kaşar peyniri
  • 2 adet domates
  • kızartmak için sıvıyağ

YAPILIŞI:

Patlıcanları alacalı soyun.Halka halka kesip tuzlu suda bekletin.Önce una,sonra yumurtaya en son galeta ununa batırıp kızgın yağda kızartın.İnanın hiç yağ çekmiyor.İçi kuru kalıyor.Daha sonra kaşarı patlıcan sayısına göre kesin ve 1 patlıcan 1 kaşar koyup kürdanla sabitleyin.En üste domates koyup fırına verin.Kaşarlar erimeye başlayınca çıkarıp servis yapın.

                                                                AFİYET OLSUN

 

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

Pazartesi, Temmuz 16, 2007 - PATLICAN SARMA

Kategori: SEBZE YEMEKLERI

GÜNEŞ VE RÜZGAR

Güneş ve Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. Ve rüzgar.

- "Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım "der.

- "Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani şu üstünde palto olan. Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk sokup alabilirim."

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır. Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır.

İddiayı kazanan güneş rüzgara;

"Dostluk ve Naziklik her zaman haşinlik ve zorbalıktan daha güçlüdür..." der...

 

Bu hikaye de gerçekten sevdiğim bir hikaye paylaşmak istedim.

Bu günlerde canım hiç birşey yapmak istemiyor.Taşınmamıza az kaldı ve evdeki işler gibi bloğumuda sallamaya başladım.sanki farklı bir hayata başlayacakmışım gibi dört gözle taşınmayı bekliyorum.Orda herşey farklı olacakmış gibi hayatım düzene girecek gibi düşünüyorum.O yüzden 2-3 hafta daha hikayelerle idare edin.Kafam hep başka yerlerde.Evime geçtiğimde bambaşka olacak herşey.(yani öyle umuyorum)

Bu patlıcan yemeğinide severek yaptım ve afiyetle yedik.Tarifini sizinle paylaşmak istedim.Gerçi bilinen bir tarif.

Tarifi şöyle:

 

MALZEMELER:

  • 5 adet patlıcan,
  • 2 adet biber,
  • 2 adet patates,
  • 1 adet domates
  • 200 gr kıyma,
  • 1 soğan.
  • pul biber,
  • karabiber,
  • tuz ,
  • kızartmak için sıvıyağ

YAPILIŞI:

 

Patlıcanları uzunlamasına kesin ve sıvıyağda kızartınçBiber ve patatesleride hafif kızartın.Soğan,baharatlar ve kıymayla köfte yapın.Köfteleride hafif kızartın.Patlıcanları artı işareti şeklinde üstüste koyun.Araya köfteyi koyup patlıcanın uçlarını kaparın.Ters çevirip ısıya dayanıklı bir kaba dizin üzerine kızarttığınız biber ve patatesleri dizin.En üste domates koyup kürdanla tutturun.Fırında 15 dakika pişirin.Pirinç pilavıyla servis yapın.

                                                 AFİYET OLSUN

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

Perşembe, Nisan 5, 2007 - KIYMALI PIRASA

Kategori: SEBZE YEMEKLERI

     Ne zaman pırasa yapsam aklıma oğlumun göz doktoru geliyor.Doğu'da hipermetrop ve astigmat var.Gözlük kullanıyor ve sık sık göz doktoruna gitmemiz gerekiyor.

Bu ziyaretlerimizin birinde doğunun gözüne damla damlattılar muayene etmek için, çok ağladı.Ağlaması kesilsin diye hemşire çikolata ve şeker ikram etti beyimize.Doğunun cevabı aynen şöyleydi:Ben çikolata şeker sevmem.Onlar sağlığa zararlı.Haftasonu yenilir onlar.Ben pırasa ve ıspanak severim.

     Hemşire bi süre bakakaldı.Orda bekleyen bütün çocuklara Doğu'nun cevabını dinlettirdi.Sonra muayeneye gedi sıra.Muayene bittikten sonra doktor da çikolata ikram etti.Doğu beyden aynı cevap, bu sefer daha bastırarak geldi.Birde doktora sen nasıl doktorsun, ıspanak yemek sağlıklıdır bilmiyomusun dedi.Doktorda aynı şaşkınlığı yaşadı.Çok komik bir gündü.Bütün gün insanlara ıspanağın ve pırasanın faydalarını anlattı.Şimdiki favori yemeği nedir sizce evet tahmin ettiğiniz gibi karnabahar.Çok az yemek yedirebiliyorum ama en azından sağlıklı besleniyor.Tek tesellim bu.Yinede çok sık hasta oluyor.Neyse oğlumun afiyetle yediği pırasa tarifini sizinle de paylaşmak istedim

Tarifi şöyle:

MALZEMELER:

  • 1/2 kg pırasa,
  • 2 orta boy havuç,
  • 1 baş kurusoğan,
  • 200 gr kıyma,
  • 1 çay bardağından az pirinç,
  • 1 kaşık salça,
  • 2 diş sarımsak
  • ,tuz,
  • karabiber,
  • pul biber,
  • sıvıyağ

YAPILIŞI:

Kıymayı soğanı ve havucu sıvıyağda soteleyin.Üzerine salça ekleyip sotelemeye devam edin.Pırasaları ince doğrayıp ekleyin.Tuzunu atıp suyunu salana kadar pişirin.Sıcak su ekleyip havuçlar biraz yumuşayıncaya kadar pişirin.Yıkanan pirinci ekleyin onlarda yumuşayınca ocaktan alın.Pul biber ve karabiber ekip,servis yapın.

                                                     AFİYET OLSUN

 

21 YorumYorum yaz!Bağlantı

Salı, Mart 20, 2007 - TAVUKLU MANTAR SOTE

Kategori: SEBZE YEMEKLERI

KAHVE TADINDA BIR YASAM Hikayesi

Bir zamanlar her şeyden sürekli, şikayet eden,hayatın ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı­.

Hayat, ona göre, çok karmaşıktı ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karsısına.

Yine kızın bu yakınmaları karsısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

Bir gün onu mutfağa götürdü üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin

üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir

patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini

koydu.. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı

Kızıda hiçbir şey anlamadı, bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda

karsılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.

Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra, adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.



Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.ikincisinden

yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu.Daha sonra son cezvedeki

kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu:

- Ne görüyorsun ?

- Patates, yumurta ve kahve !! diye alaylı bir cevap verdi kızı­.

Daha yakından bak bir de dedi baba, patatese dokun.Kız denileni

yaptı;ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.

Ayni şekilde,yumurtayı­ da incele. Kız,kabuğunu soyduğu yumurtanın

katılaştığını gördü.

Sonunda kızının kahveden bir yudum almasını söyledi. Söylenileni

yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı.

Ama yinede bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:

Bütün bunlar ne anlama geliyor baba ?

Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni

sıkıntıyı yasadıklarını­, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını

anlattı. Ama her biri bu sıkıntının karsısında farklı tepkiler vermişlerdi. Patates daha ince sert, güçlü ve tavizsiz görünürken,kaynar suyun içine girince yumuşamaları ve güçten düşmüştü.

Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğu içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca,yumurtanın içi sertleşmiş ve katılaşmıştı.

Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca,kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.

Sen hangisisin? diye sordu kızına.

Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin ?

Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her

olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

KAHVE TADINDA BIR YASAM DILEGIYLE

Bugün mantar sote yaptım.Eşim pek sevmediği için onun olmadığı zamanlarda yapıyorum genelde.Eşim iş nedeniyle yurtdışında.Bende fırsatı değerlendirdim.Sizinle de paylaşmak istedim.

MALZEMELER:

  • 1/2 kg kültür mantarı,
  • 1/2 kemiksiz kuşbaşı tavuk eti,
  • 1/2 çay bardağı sıcak su,
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ,
  • 1 adet sivri biber,
  • 3 adet domates,
  • 1 adet kurusoğan,
  • tuz,
  • kekik,
  • pul biber,
  • karabiber

YAPILIŞI:

Soğan,tavuk, eti ve yeşil biberi yemeklik doğrayıpsıvıyağda kavurun.Et pişmeye başladiğında mantarları 4'e bölüp etli karışıma ekleyin.üzerine domates ,su ve tuzu ekleyip mantarlar yumuşayana kadar pişirin.Piştikten sonra baharatını ekleyip servis yapın.

                                                           AFİYET OLSUN

14 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

MUTFAK HAKKINDA ARADIĞINIZ HERŞEY BURDA

Kategoriler

Arkadaşlarım

zelis
AYŞEN YILDIZ
melissa2
hayris
hobilerimveben
burcuboncuk
sumeyye2
limonata
yumak
cicegim
ailem
deryadeniz
tarifbahcesi
nane
ozguluntarifleri
mutfakmelegi
susam
yildizcaa
beyzaca
sihirlimutfak
deryadanlezzetler
aintabsofrasi
sihirlibahce
ayseliden
cilekkokusu
mineninhobileri
mucevherkutusu
Muhterem Erdoğan
ilmekilmek
camurlueller
yesimmutfakta
evininhanimi
almulaca
hobilendik
esramutfakta61
orguhazinem
beydabeyda
elisimumlar
asude42
filizinmutfagi
ssewinch
hominigirtlak
disal
leziz
tarcinkokusu
290405
fusununmutfagi
lezzetlim
aygulhobi
bebisim2005
baharatli
elle
yagmurkokusu
borulce
esen barkan(MERSİN)
yemekcenneti
illedeyemek
balpetek
benyaziyorum
zeytinpeynir
bebeksagligi
nurom
asevi
canbahar
vacations
argira
sifalibitkilerimiz
benimdunyam80
anaokulum
orgumodellerimiz
qurabiye
asude24
meyvelerinfaydasi
ogretmen68
atasofrasi
funnyimages
sofradakiler
sponsorpara
turkeyvacations
francevacations
webcafe
yasar danis
blogevim
mutfakgunlugum
fleures
yeshimce